Tüm yazılar

psikoloji

DEHB Nedir?

Herkesin dikkati dağılır; DEHB’yi bundan ayıran ne, beyinde ne oluyor ve neden zeki insanlarda yıllarca fark edilmiyor? Zekâyla ilgisi olmayan, ama hayatı baştan sona etkileyen bir durum.

sc0x01 · 8 dk okuma · güncellendi
Leonardo da Vinci’nin bir defter sayfası yakından, koyu yeşil mürekkep tonunda; aynı kâğıtta yaşlı bir adam portresi, geometri çizimleri, bulut, bitki ve el yazısı notlar; üstte büyük harflerle DEHB yazısı

Leonardo da Vinci 1519’da öldüğünde arkasında binlerce sayfalık defter, yüzlerce taslak ve bitmemiş bir sürü iş bıraktı. Çağdaşları onu dâhi sayıyordu, ama aynı kişiler bir işe başlayıp yarıda bıraktığından, bir konudan ötekine atladığından da yakınıyordu. İlk biyografisini yazan Giorgio Vasari’ye göre Leonardo, sanatına gereği kadar emek vermediği için hayıflanarak öldü.

Yarım kalmış bir tablo: Kahverengi ve sarı tonlarda, yalnız taslak hâlinde boyanmış bir kalabalık; ortada çocuğunu kucağında tutan bir kadın, çevresinde diz çökmüş figürler, arkada ağaçlar ve yıkık merdivenler
Şekil 1 Leonardo’nun yarım bıraktığı Magilerin Tapınması. Sipariş 1481’de verildi; Leonardo ertesi yıl Milano’ya gitti ve tablo taslak hâlinde kaldı. Fotoğraf: Justin Benttinen, Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0); kırpıldı.

2019’da psikiyatrist Marco Catani ve tıp tarihçisi Paolo Mazzarello, nörolojinin önde gelen dergilerinden Brain’de bir makale yayımladı. Leonardo’nun hayatını anlatan eski kaynakları taradılar: işleri bitirememesi, uzun planlayıp az uygulaması, kısa uykularla gece gündüz çalışması, sol elini kullanması ve büyük olasılıkla disleksisi. Vardıkları sonuç, bunların en makul açıklamasının DEHB olduğuydu. Catani, beş yüz yıl önce yaşamış birine kesin tanı koymanın imkânsız olduğunu da ekledi.

Bu makalenin asıl mesajı Leonardo’yla ilgili değildi. DEHB’nin düşük zekâyla ya da yaratıcılık eksikliğiyle ilgisi yoktu. Sorun, yeteneği işe dönüştürmekteydi.

Bu yazıda 7 bölüm
  1. Dokuz belirti, iki grup
  2. İki yüz yıllık bir tarif
  3. Beyinde ne oluyor?
  4. Çocuklukta bitmiyor
  5. Zeki ama dağınık
  6. Bilinen örnekler
  7. Tedavi ve gündelik hayat

Dokuz belirti, iki grup

Herkes zaman zaman dağılır, bir şeyleri unutur ya da sabırsızlanır. DEHB’yi bundan ayıran şey, belirtilerin yaşa göre belirgin olarak fazla olması, uzun sürmesi ve hayatı zorlaştırmasıdır. DSM-5 belirtileri iki grupta topluyor, her grupta dokuz belirti var.

  • Dikkatsizlik
    • Ayrıntıları kaçırmak, dikkatsizce hata yapmak
    • Bir işe ya da konuşmaya uzun süre odaklanamamak
    • Doğrudan konuşulurken dinlemiyor görünmek
    • Talimatları sonuna kadar izleyememek, işleri yarım bırakmak
    • İşleri düzenlemekte zorlanmak
    • Uzun zihinsel çaba isteyen işlerden kaçınmak
    • Eşyaları kaybetmek
    • Dış uyaranlarla kolayca dağılmak
    • Günlük işlerde unutkanlık
  • Hareketlilik ve dürtüsellik
    • Elleri ve ayakları kıpırdatmak
    • Oturması gereken yerde kalkmak
    • Uygunsuz yerlerde koşup tırmanmak (yetişkinde iç huzursuzluk)
    • Sessizce oyun oynayamamak
    • “Motor takılmış gibi” sürekli hareket hâlinde olmak
    • Çok konuşmak
    • Soru bitmeden cevabı yapıştırmak
    • Sırasını beklemekte zorlanmak
    • Başkalarının sözünü kesmek
Şekil 2 DSM-5’e göre DEHB’nin iki belirti grubu. Bu liste bir tanı aracı değil; tanıyı yalnız uzman koyabilir.

Tanı için çocuklarda bir gruptan en az altı, 17 yaş ve üstünde en az beş belirti gerekiyor. Belirtilerin en az altı aydır sürmesi, birkaçının 12 yaşından önce başlamış olması ve evde, okulda ya da işte olmak üzere en az iki ortamda görülmesi şart. Hangi grubun ağır bastığına göre üç görünüm var: dikkatsizliğin baskın olduğu, hareketlilik ve dürtüselliğin baskın olduğu ve ikisinin birlikte görüldüğü birleşik görünüm.

Dikkatsizliğin baskın olduğu görünümde çocuk sınıfta kimseyi rahatsız etmez. Pencereden dışarı bakar, ödevini unutur, “tembel” ya da “dalgın” diye anılır. Bu yüzden tanı en çok bu görünümde gecikiyor.

İki yüz yıllık bir tarif

DEHB’ye benzeyen ilk tarif 1798’de İskoç hekim Alexander Crichton’dan geliyor. Crichton, dikkatini bir işte tutamayan, zihni sürekli huzursuz insanları anlattı ve buna “dikkat hastalığı” dedi. 1840’larda Frankfurtlu hekim Heinrich Hoffmann, oğlu için yazdığı resimli çocuk kitabına yemek masasında yerinde duramayan bir çocuğu koydu. “Kıpır Kıpır Philipp” (Zappel-Philipp) bugün de DEHB’nin edebiyattaki ilk örneklerinden biri sayılıyor.

Tıp dünyası durumu ilk kez 1902’de ciddiye aldı. Çocuk doktoru George Still, Londra’da verdiği derslerde dikkat sorunları ve dürtü kontrolü güçlüğü olan 43 çocuğu anlattı. 1937’de Amerikalı psikiyatrist Charles Bradley, baş ağrısı için verdiği bir uyarıcı ilacın bazı çocukların okul başarısını şaşırtıcı biçimde artırdığını fark etti. Çocuklar bu ilaca “aritmetik hapları” adını takmıştı.

Ad da zamanla değişti. Psikiyatrinin tanı kılavuzu DSM, durumu 1968’de “çocukluğun hiperkinetik tepkisi” olarak, yani hareketlilik üzerinden tanımladı. 1980’de ağırlık dikkate kaydı ve ad “dikkat eksikliği bozukluğu” oldu. Bugünkü ad 1987’de geldi, 1994’te üç alt tip tanımlandı. 2013’te yayımlanan DSM-5 ise yetişkinlerin de tanı alabileceğini daha açık biçimde kabul etti.

  1. 1798Crichton“Dikkat hastalığı”
  2. 1902George Still43 çocuğun tarifi
  3. 1937Bradley“Aritmetik hapları”
  4. 1968DSM-IIHiperkinetik tepki
  5. 1980DSM-IIIDikkat eksikliği bozukluğu
  6. 1987DSM-III-RBugünkü ad: DEHB
  7. 1994DSM-IVÜç alt tip
  8. 2013DSM-5Yetişkinler açıkça kapsamda
Şekil 3 Aynı durumun iki yüz yılda aldığı adlar: hareketlilikten dikkate, çocukluktan yetişkinliğe.

Beyinde ne oluyor?

DEHB’de zorlanan beceriler psikolojide yürütücü işlevler diye anılıyor: dürtüyü durdurmak, bilgiyi akılda tutmak, zamanı hissetmek, işi sıraya koymak, duyguyu düzenlemek. Psikolog Russell Barkley bunu sık tekrarladığı bir tarifle anlatıyor: DEHB ne yapacağını bilmemek değil, bildiğini yapamamaktır.

2007’de ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Philip Shaw ve ekibi, 223’ü DEHB’li 446 çocuk ve gencin beynini yıllar boyunca toplam 824 kez görüntüledi. Beyin kabuğunun 40 binden fazla noktasında kalınlığın en yüksek değerine ne zaman ulaştığına baktılar. DEHB’li çocuklarda noktaların yarısı bu zirveye ortalama 10,5 yaşında, diğer çocuklarda 7,5 yaşında ulaştı. Gecikme en çok dikkat ve planlamayla ilgili ön bölgelerdeydi. Gelişimin sırası aynıydı, yalnız yaklaşık üç yıl geriden geliyordu. Araştırmacılar, tek bir kişinin beyin görüntüsüne bakarak bu gecikmenin anlaşılamayacağını da vurguladı.

Bugünkü modellere göre DEHB, beynin özellikle dopamin ve noradrenalin kullanan sistemlerindeki işlev farklılıklarıyla ilişkili. DEHB ilaçları da çoğunlukla bu iki maddenin beyindeki etkisini artırarak çalışıyor.

En güçlü etken genetik. Aile, ikiz ve evlat edinme çalışmaları DEHB’de kalıtımın payını ortalama %74 buluyor. Tek bir “DEHB geni” yok; etkisi küçük çok sayıda gen var. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi etkenler de riskle ilişkili bulunuyor.

Bazı yaygın inanışlar ise doğru değil. 1995’te yayımlanan bir analiz, şekerin çocukların davranışını ya da düşünme becerisini etkilemediğini gösterdi. Televizyon, yoksulluk ya da ebeveynlik tarzı belirtileri ağırlaştırabilir, ama DEHB’ye yol açmaz.

%5,3çocuk
Dünya genelinde çocuk ve gençlerde (2007 analizi)
%2,6yetişkin
Çocukluktan süren DEHB (2021 analizi)
%74kalıtım
İkiz ve aile çalışmalarının ortalaması
3yıl
Beyin kabuğunun olgunlaşmasındaki ortalama gecikme
Şekil 4 DEHB rakamlarla. Yaygınlık oranları kullanılan tanı ölçütüne ve yönteme göre değişiyor.

Çocuklukta bitmiyor

Uzun süre DEHB’nin ergenlikte geçtiği düşünüldü. Bugün belirtilerin önemli bir kısmının yetişkinlikte de sürdüğü biliniyor. 2021’de yayımlanan bir analiz, dünyadaki yetişkinlerin %2,58’inde çocukluktan beri süren DEHB olduğunu hesapladı. Çocukluk öyküsü aranmadan, yalnız belirtilere bakıldığında oran %6,76’ya çıkıyor.

Yetişkinde belirtiler biçim değiştirir. Sınıfta yerinde duramayan çocuk, toplantıda içi içini yiyen bir yetişkine dönüşür. Ödevini unutan öğrenci, faturaları geciktiren, randevuları kaçıran, on işe birden başlayıp birini bitiren biri olur. Dürtüsellik ani kararlar, alışverişler ya da sözünü tutamamak olarak görünür.

DEHB’li pek çok insan, ilgisini çeken bir işe saatlerce gömüldüğünü ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını anlatıyor. Buna aşırı odaklanma deniyor. Bu, “dikkat eksikliği” adıyla çelişiyor gibi görünse de asıl sorun dikkatin az olması değil, dikkati istenen yere yöneltip orada tutabilmek. Bilimsel çalışmaların bir kısmı DEHB’lilerde aşırı odaklanmanın daha sık olduğunu bulurken bir kısmı fark bulmadı; konu hâlâ araştırılıyor.

Zeki ama dağınık

DEHB’li grupların zekâ testi ortalaması, diğer gruplardan yaklaşık 9 puan düşük çıkıyor. Ama iki grubun dağılımı büyük ölçüde örtüşüyor; DEHB’li pek çok insanın zekâ puanı, DEHB’si olmayan pek çok insanınkinden yüksek. Hem çok yetenekli hem de DEHB’li çocuklar için eğitim dünyasında “iki kat farklı” anlamına gelen twice-exceptional (2e) adı kullanılıyor.

Kevin Antshel, Stephen Faraone ve arkadaşları 2007’den başlayarak yüksek zekâlı çocukları ve yetişkinleri izleyen bir dizi çalışma yayımladı. Sonuç her seferinde benzerdi. Yüksek zekâlı DEHB’liler de DEHB’nin bilinen tablosunu gösteriyordu: ailede DEHB sıklığı, okulda desteğe ihtiyaç, kaygı ve duygu durum sorunları. Belirtiler yetişkinliğe aynı oranda taşınıyordu. Zekâ, yürütücü işlevlerdeki güçlüğü ortadan kaldırmıyordu.

Zekâ bir şey yapıyor ama: belirtileri bir süre örtüyor. Çalışmadan geçilen sınavlar, son geceye bırakılıp yine de yetişen ödevler, dışarıdan bakınca sorunu görünmez kılıyor. Araştırmacılara göre bu telafi çoğu zaman hayatın yükü arttığında çöküyor: üniversitede, ilk işte, çocuk sahibi olunca. Tanı da çoğu zaman o zaman geliyor.

  1. TelafiZekâ eksiği kapatır
  2. GörünmezlikNotlar iyi, sorun yok sanılır
  3. Yük artarÜniversite, iş, aile
  4. ÇöküşTelafi artık yetmez
  5. Geç tanıÇoğu zaman yetişkinlikte
Şekil 5 Yüksek zekâ DEHB’yi ortadan kaldırmaz, bir süre gizler. Tanı çoğu zaman telafinin yetmediği anda gelir.

Bilinen örnekler

İnternette dolaşan “DEHB’li dâhiler” listeleri dikkatli okunmalı. Einstein, Edison ya da Mozart için yapılan yorumlar, yüzyıllar önce yaşamış insanlara geriye dönük konmuş tahminler. Leonardo makalesi bile kendini bir hipotez olarak sunuyor.

Tanısını kendisi açıklayan isimler daha sağlam örnekler. Yüzücü Michael Phelps çocukken DEHB tanısı aldı. Bir öğretmeninin, hiçbir şey başaramayacağını söylediğini anlatıyor. Phelps 28 olimpiyat madalyasıyla, 23’ü altın, tarihin en çok madalya kazanan olimpiyat sporcusu oldu. Jimnastikçi Simone Biles’ın sağlık kayıtları 2016’da bilgisayar korsanlarınca sızdırıldı. Biles kısa süre sonra DEHB’si olduğunu ve çocukluğundan beri ilaç kullandığını yazdı; bunun utanılacak bir şey olmadığını ekledi.

Tedavi ve gündelik hayat

DEHB’nin tedavisi var. Uyarıcı ilaçlar belirtileri kısa vadede azaltmada etkili; hangi ilacın kime uygun olduğuna hekim karar verir. Çocuklarda aile eğitimi ve okul desteği, yetişkinlerde bilişsel davranışçı terapi işe yarayan yöntemler arasında. Gündelik hayatta dış yapı kurmak, yani takvim, hatırlatıcı, büyük işi küçük parçalara bölmek, beynin zorlandığı işi dışarıya taşımak demek.

Tanının kendisi de çoğu zaman rahatlatıyor. Yıllarca “tembel”, “dağınık” ya da “potansiyelini kullanmıyor” diye anılmış birine, sorunun karakterinde değil beyninin işleyişinde olduğunu söylemek, suçlulukla geçen yılları başka bir gözle görmeyi sağlıyor. Benzer bir düzeltme umursamazlık için de geçerli: O da çoğu zaman bir karakter değil, bir durum.

Catani, Leonardo’nun kendini hayatta başarısız saymasının inanılmaz olduğunu söylüyor. Beş yüz yıl sonra onun defterlerine hayranlıkla bakıyoruz. Yarım kalan işler, bir konudan ötekine atlayan merak ve dağınık sayfalar o defterlerin de bir parçası.

Kaynaklar

Paylaş WhatsApp X

Diğer yazılar